ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ HAKKINDA YÖNETME(ME) USULLERİ BELİRLENMİŞTİR

“Tarih tekerrürden ibarettir” deyimini hatırlayalım.

Öyle mi acaba? Sadece, MATEMATİK kayasından uzak duranlar için, doğrudur.

Günümüzden 15 yıl önce,Alışveriş Merkezleri Derneği Genel Sekreteri olarak doğrudan katıldığım çalışmalar sayesinde her adımını yaşadığım “Perakende Yasası” nın o dönem kamuoyunda, mecliste ve siyasi yetki kademelerinde geçirdiği aşamaları bugün bir kez daha gündeme almak ve incelemekte yarar var. Böyle bir inceleme, perakende sektörünün son 15 yılda geçirdiği aşamaları anlamak ve 26 Şubat 2016 tarihinde yürürlüğe giren ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK hükümlerini değerlendirmek için gereklidir.

BİRİNCİ BAŞLIK, her iki dönem için ortak olan gündem maddesidir: ESNAF VE SANATKAR. 2000 li yılların başlarında perakende yasası girişimi, özellikle yerel market zincirlerinin gelişmesi nedeniyle temel tüketim ürünleri dağıtım ve satışında hızlanan yapı değişimini denetlemek ve geleneksel satış noktalarını (bakkal, manav, vb.) “korumak” amacını taşıyordu. Bugün ise, aynı gündeme, alışveriş merkezleri eklenmektedir. Örnek olarak, geçen hafta sohbet ettiğim bir mahalle bakkkalının değerlendirmesini verebilirim:

“N’olacak bu alışveriş merkezleri; nasıl durdurulacak? Her gün yenileri açılıyor; ne yapacağımızı şaşırdık.”

Kendisine özellikle hangi alışveriş merkezlerinin işini etkilediğini sordum; 500m. yarıçap içindeki indirim marketlerinin isimlerini saydı. En yakın alışveriş merkezi ise mağazasına 3 km. uzaklıkta yer alıyordu. İndirim marketlerine zaten alışveriş merkezlerinde yer vermediğimizi söyledim.

İKİNCİ BAŞLIK, günümüzde ESNAF ve SANATKAR terimlerinin meslek ünvanı veya iş kavramı olarak bir arada yer almasının mümkün olmamasıdır. Bugün Türkiye nüfusu, Osmanlı İmparatorluğu’nun en geniş topraklara sahip olduğu dönemdeki nüfusunun 3 katıdır; ekonominin büyüklüğünü ise belirtmeye dahi gerek yoktur. Böyle bir ölçekte, 16. yüzyıl terimleriyle ve ölçekleriyle perakende sektörü tanımlanamaz; tanım yok ise, yönetim de yok demektir. ESNAF, bugünkü meslek terimiyle BAĞIMSIZ PERAKENDECİLER olarak tanımlanırsa, o zaman konuşmaya başlayabiliriz.

Birkaç rakama bakmak yeter: ORGANİZE PERAKENDE, alışveriş merkezleri dahil, bugün Türkiye’de toplam perakende ticaretin %40 ını, toplam perakende istihdamın %25 e yakın kısmını gerçekleştirmektedir. Toplam perakende satış alanı arzının ne kadarını kimin kullandığına dair güvenilir veriler bulunmuyor; kaba bir tahminle bu oran da %25-35 arasındadır. SANATKAR terimi zaten bu tablonun hiçbir noktasında yer alamaz; Tahtakale veya benzeri yerlerdeki az sayıda işletmeleri bir kenara bırakırsanız, günümüz perakendesinde sanatkar terimine en yakın olan işletmeler, sanat galerileri, güzellik salonları, lostra salonları ve çiçekçilerdir. Onların da tedarik zinciri ve sabit kıymet yatırımları, geleneksel “sanatkar” terimiyle ilgisizdir.

ÜÇÜNCÜ BAŞLIK, standart sınıflandırma sorunudur. Bugün perakende sektörünün kamu istatistik kaynaklarında uluslararası standart sınıflandırma ( Örn. NAICS) kurallarına göre incelenip verilerin analiz edilebildiğini savunmak mümkün değildir. Aynı şekilde, ilgili yasada alışveriş merkezleri için belirlenen ticaret kategorileri ve yapı niteliklerine ilişkin hükümlerde de uluslararası sınıflandırmaların (Örn. ICSC, Asia-Pacific Shopping Centre Classification Standard) izi bulunmamaktadır. Böyle bir sınıflandırmanın kabulü ve NAICS ile birlikte kullanılması yasal hükme bağlanmadan, uygulamanın başarılı yapılması mümkün değildir.

DÖRDÜNCÜ BAŞLIK, konunun temelinde ve biribirine bağlı iki büyük ayağı ilgilendirir-bu ayakların birlikte ve uyumlu yürümesi vazgeçilmez koşuldur: iki ayaktan biri perakende veri sistemi, diğeri de kent planlamasıdır. İlgili yönetmelik içinde her iki ayak da boşlukta görünmektedir.

En büyük mali olanaklara ve insan kaynaklarına sahip büyükşehir belediyelerinde dahi, yerel tüketici kitlesinin ihtiyaçlarına, kent yapısına, tarihi mirasa ve kültürel kimliğe uygun perakende gelişim stratejisini içeren bir kent planlaması bulunmamaktadır. Böyle bir planın bulunmadığı ortamda geleneksel caddelerin, alışveriş merkezlerinin planlanması ve geliştirmenin denetimi mümkün değildir. Bunun üzerine, çok-amaçlı projelerin 2005 sonrası gelişimini ve her konut-ofis girişimine eklenen perakende arzını eklersek, sorunun ne kadar ürkütücü olduğu görülebilir.

SON BAŞLIK, insanın kendisidir. Alışveriş merkezleri hakkında yönetmelikten önce yapılması gerekenler listesinin bir bölümü yukarıdadır; insan tarafında ise, bağımsız perakende  girişimcileri de dahil olmak üzere, yapılması gereken asıl yatırım görünmektedir: Eğitim, eğitim, eğitim.

Unutmayalım ki, bugün 80-400 satış noktasına sahip olan ulusal zincirlerin kurucuları, 1988 de açılan Galleria Ataköy’ de 2. veya 3. mağazalarını açmışlardı. Onlar gibi yeteneklerin her yerde kendiliğinden oluşuvermesini bekleyemeyiz: esnaf ve sanatkar denilen kitlenin içinde, eğitildikleri takdirde dünya çapında perakendeciler olmak için bekleyen çok sayıda yetenek var. Onların perakende aşkına hedef bulmalıyız.

Sorun, tamamen, bakış açısındadır; yönetmelik, yönetmeye yetmez.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s